UZAK GEÇMİŞTE BİR KAUÇUK HALKI

Amazon Havzası ve Orta Amerika’dan yayılmış bir tür olan kauçuk ağacı ( hevea brasiliensis ve castilla elastica ), lateks adını verdiğimiz beyaz renkte bir özsu salgılar. Bu özsu daha sonraki aşamada işlenerek ticârî kullanıma hazır kauçuk haline getirilir. Doğal kauçuğun yanı sıra, günümüzde petrolden veya doğalgazdan imal edilen sentetik kauçuk da kullanılmaktadır. Kauçuk en başta ambalaj sanayiinde ve araba, kamyon ve bisiklet tekerleri üretiminde sıklıkla kullanılır.

Lateks kelimesinin Latince sıvı anlamına gelen latex sözcüğünden türediği tahmin edilmektedir. Bu Latince kelimenin kökeni de Eski Yunanca’da şarap damlası anlamına gelen latax olabilir. Her iki sözcüğün ortak kökeninin Ön Hint-Avrupa dilinde nemli anlamına gelen lat kelimesi olması büyük bir olasılıktır. Lat kelimesi ayrıca Litvanca’da havuz veya su birikintisi anlamını taşıyan latakas, Eski İskandinav dilinde çepel, kirlilik anlamına gelen leþja kelimelerinin de kökenini oluşturmuştur.

Türkçe’deki kauçuk kelimesi ise Fransızca caoutchouc’ dan alıntıdır. Bu sözcük ise Fransızca’ya bugün Peru olarak adlandırdığımız Güney Amerika ülkesinin orta kesimlerinde doğmuş olan Quechua dilindeki kawchu kelimesinden uyarlanmıştır. Quechua dilinde bu kelime lateks ( kauçuk ağacının gövdesinden sızan beyaz, sütümsü sıvı ) anlamında kullanılmaktadır.

Günümüzden 3200 yıl önce Mezo-Amerika’da lateksi işleyip kauçuk elde etmeyi çok iyi öğrenmiş olan bir halk yaşardı. Olmekler olarak bildiğimiz bu halk, ilk büyük Mezo-Amerikan uygarlığı olarak kabul edilir. MÖ 1200 ile 400 tarihleri arasında tarih sahnesinde görülürler. Olmek ifadesi Nahuatl dilinde kauçuk anlamına gelen olli ve halk anlamına gelen mecatl ifadelerinin birleşimi olan ollimecatl kelimesinin kısaltılmış versiyonu olup, Nahuatl dilini konuşan Aztekler bu kelimeyi Olmek uygarlığı yok olduktan ortalama 2000 yıl sonra Meksika Körfezi kıyılarındaki alçak ovalık alanlarda kauçuk tarımı yaparak hayatlarını idame ettiren toplulukları betimlemek amacıyla kullanırlardı. Geç 19.  ve erken 20. yüzyıllarda Olmekler’e ait olan sanat eserleri yukarıda bahsettiğimiz ovalık alanlarda keşfedilmiş ve bu sanat eserlerinin ilk önce Aztekler’in Olmek olarak adlandırmış olduğu bu topluluklara ait olduğu sanılmıştır. Daha sonra ise bu buluntuların çok daha eski bir uygarlığa ait olduğu anlaşılmıştır. Olmek terimi sonraki aşamada bu eski uygarlık için kullanılmaya başlamıştır. Olmekler’in kendilerini nasıl adlandırmış olduklarını ise bilmiyoruz.

Bir Olmek hükümdarının temsili

Günümüzde lateksin dayanıklı kauçuk haline gelmesi için bir dizi endüstriyel yöntem kullanılsa da, Olmekler kendi dönemlerinde doğal bir yolla bu işi yapmayı öğrenmişlerdi. İlk önce kauçuk ağacından sızan lateksi alırlar, sonraki aşamada onu Türkçe’de ay sarmaşığı olarak adlandırdığımız geceleri çiçek açan bir bitkinin özsuyuyla tepkimeye sokup dayanıklı kauçuk elde ederlerdi. Mezo-Amerika’da bu yöntemin MÖ 1600lü yıllardan beri bilindiği tahmin edilmektedir ki bu tarih Olmekler’in ortaya çıkışından bile önceki bir zaman noktasıdır.

Ay sarmaşığı

Olmek uygarlığının en ayırt edici özelliği ortaya koymuş oldukları sanat eserleridir. Bu sanat eserlerinin yapımında yeşim, kil, yeşil şist gibi doğal taşlar kullanılmıştır. Olmek sanatkârları hem insan ve insansı figürleri, hem de hayvan temsillerini yaratmakta ustaydılar. En bilinen ve dikkat çeken Olmek sanat eserleri bugüne kadar bulunmuş olan 17 tane dev insan başı heykelidir. Bu heykellerde insanlar başlarında bir kaskla gösterilmişlerdir. Bir diğer şahsına münhasır Olmek sanat ürünü ise yeşimden yapılma, insan yüzü veya insajaguar adlı ( Olmek folklorunda rastlanan insan-jaguar karışımı bir yaratığı bizim Türkçe adlandırma şeklimiz ) yaratığı betimleyen maskelerdir. Diğer eşsiz bir sanat ürünü ise Kunz çekiçleri olarak adlandırılan, ritüellerde kullanılmış ve açık bir şekilde insajaguarları temsil eden minik heykelciklerdir.

Olmek yapımı dev insan başı heykeli https://commons.wikimedia.org/wiki/File:San_Lorenzo_Monument_3.jpg by https://www.flickr.com/people/frida27/ is licensed under CC BY-SA 2.0.
Olmek yapımı kuş şeklindeki kadeh
Olmek yapımı maske
İnsajaguar suretiyle yapılmış Kunz çekici
İnsajaguar suretli Kunz çekici
Olmek yapımı oturur halde insancık figürü
Olmek yapımı Güreşçi adlı heykelcik https://commons.wikimedia.org/wiki/File:20041229-Luchador_Olmeca_(Museo_Nacional_de_Antropolog%C3%ADa)_MQ.jpg by https://commons.wikimedia.org/wiki/User:Luidger is licensed under CC BY-SA 3.0.
Kunz çekici
Olmek yapımı maske
Olmek yapımı maske

İlk büyük Mezo-Amerikan uygarlığı olarak Olmekler’in Mezo-Amerika’da bazı geleneklerin öncüsü olduğu iddia edilmekte, en azından bu geleneklerin Olmeklerle ilişkisi olup olmadığı tartışılmaktadır. Bu geleneklerden biri neredeyse bütün Mezo-Amerikan uygarlıklarında rastlanan istemli kan akıtma geleneğidir. Mezo-Amerikalılar vücutlarının yumuşak bir kısmını ( genellikle dil ) keserek kan akıtır, akan bu kanı amate olarak adlandırılan bir tür kâğıt üzerine döker, sonra kanlanmış kâğıdı yakarak tanrılara bir adak olarak sunarlardı. Olmek sit alanlarında bulunmuş olan doğal ve seramik vatoz balığı ve Amerikan sabır çiçeği dikenleri bu iddiayı kuvvetlendirmektedir. Mezo-Amerika’daki insan kurban etme geleneğinin de Olmeklerle başlamış olabileceğine dair iddialar vardır. Olmekler için kutsal bir sulak alan olan El Manatí’de bulunmuş olan ve adak olarak sunulmuş olduğu tahmin edilen kafatasları ve çocuklara ait iskeletler çocukların tanrılara adak olarak kurban edilmiş olabileceği fikrini uyandırmıştır.

La Venta sit alanında kilden yapılma Olmek piramidi
La Venta sit alanında mozaikler https://commons.wikimedia.org/wiki/File:La_Venta_Mosaic_(Ruben_Charles).jpg by Ruben Charles is licensed under CC BY 2.0.

Bunların dışında, Olmekler Mezo-Amerika ve Batı Yarıküre’nin en eski yazı sistemini yaratmış olabilirler. Olmek yazı veya alfabesini kesin olarak kanıtlayan bulgular günümüze kadar keşfedilmemiş olsa da, 1990ların sonunda bulunmuş olan Cascajal Bloğu, üzerinde 62 sembolik işaret barındıran ve Olmeklerce yazılmış anlamlı bir metin olduğu bazı bilginler tarafından öne sürülen önemli bir tarihi belgedir. Belge aşağı yukarı MÖ 900 yılına tarihlenmiştir. Belgenin gerçekten anlamlı bir dille yazılmış olduğunu varsayarsak, bu şu ana kadar Mezo-Amerika’da keşfedilmiş en eski yazı olacaktır. Ancak belge üzerindeki işaretler Mezo-Amerikadaki başka hiçbir yazı sistemine benzemediği için, güvenilirliği ve tarihsel anlamda geçerliliği konusunda şüpheler de vardır. Bunun dışında Isthmian yazısı olarak adlandırılan ve daha geç bir döneme tarihlendirilen hiyerogliflerin de Olmeklerce yazılmış olma ihtimali üzerinde durulmaktadır.

Cascajal Bloğu ve üzerindeki sembolik işaretler

Son olarak, Nahuatl’da ollamaliztli, Maya dilinde pitz, modern versiyonu ise ulama olarak adlandırılan Mezo-Amerikan top oyunu ilk olarak Olmekler tarafından oynanmış olabilir. Bu oyunun ilk versiyonunda oyuncular sadece kalçalarıyla topa vurmak zorundaydı. Top sürekli oyunda kalmalıydı. Daha sonraları ise oyunun tahtadan sopalarla, raketlerle, taşlarla topa vurulabildiği versiyonları da oynanmıştır. Bu oyunda kullanılan top yine kauçuktan yapılmaydı ve ağırlığı 4 kg’a kadar çıkabiliyordu. Oyunun oynandığı ve Hispanik dönem öncesine ait olan birçok avlu-meydan keşfedilmiştir. Oyun ilk dönemlerde muhtemelen sadece eğlence amaçlı oynanmış olsa da, daha sonraki dönemlerde insan kurban etme ritüelinin uygulandığı büyük festivallerde barbarca bir rekabet aracına da dönüşmüştür. Kaldı ki, insan kurban etme ritüelinin uygulanmadığı birçok oyun da yeterince kaba saba ve vahşice bir törene dönüşebiliyordu. Çünkü oyunun oynandığı top hem çok katıca hem de ağırdı, bu da oyuncuların ciddi şekilde yaralanmasına ve hatta bazı durumlarda ölmelerine yol açabiliyordu. Aşağı yukarı 500 yıl önce yaşamış İspanyol vakanüvis Diego Durán’a göre oyun süresince alınan bazı yaralar o kadar ciddiydi ki acilen neşterle müdaheleyi gerektiriyordu. Günümüzde de sadece kalçalarıyla ulama oyununu oynayan oyuncuların daîmi bere ve morluklarla yaşadıkları aktarılmaktadır.

Mezo-Amerikan top oyunu için inşa edilmiş olan, Chichen Itza’daki avlu-meydan https://commons.wikimedia.org/wiki/File:GreatBallCourt-interior.jpg by https://www.flickr.com/photos/32659528@N00 is licensed under CC BY 2.0.

Olmek toplumu rahip, savaşçı ve yöneticilerin ayrıcalıklı bir role sahip olduğu katmanlı bir şekilde organize olmuş bir halktı. Yöneticiler tanrılarla neredeyse aynı kefeye konur, buna göre muamele görürlerdi. Olmekler için en başta jaguar olmak üzere, kartal, yılan, köpekbalığı gibi hayvanlar kutsaldı. Jaguar Olmekler için o kadar önemli bir hayvandı ki, burada daha önce bahsini ettiğimiz yarı-insan yarı-jaguar halinde betimledikleri bir yaratık olan insajaguarı folklorlarına yerleştirmişler, onu aynı zamanda sanat eserlerine de yansıtmışlardır.

İnsajaguar
İnsajaguar yavrusunu kucağında tutan adam figürü https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Se%C3%B1or_de_las_limas_2.jpg by Mag2017 is licensed under CC BY-SA 4.0.

MÖ 400 dolaylarında Olmekler gizemli bir şekilde tarihin karanlıklarına karıştılar. Savaş, kıtlık, volkanik patlamalar gibi olası sebepler öne sürülmüş olsa da, tarihçiler bu konuda henüz bir fikir birliğine varamamıştır. Olmek ana yurdunun doğu kısmı MÖ 400-350 yılları arasında âniden boşaltılmış, 19. Yüzyıla kadar da o bölgede çok az sayıda insan yaşamıştır. Ancak bu antik kauçuk halkı, Mezo-Amerika’da kültürel anlamda çok kuvvetli bir miras bırakmış, Mezo-Amerika’nın sonraki uygarlıklarını önemli ölçüde etkilemiştir.

Lexically Historical Buff sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin