Antik tarihteki birçok gizemli dilden biri olan Etrüskçe, Roma uygarlığının ortaya çıkışından önce ve Roma uygarlığının ortaya çıkışının belirli bir süre sonrasına kadar bugünkü İtalya’nın Toscana bölgesinde ve Umbria bölgesinin belirli kesimlerinde konuşulmuş olan bir lisandır. Türkçe de dahil bugün yaşayan bazı dillerle ilişkilendirilmiş olsa da, bugüne kadar az bir bölümü anlaşılabilmiş olan bu gizemli dil, çevre kesimlerinde konuşulmuş olan hiçbir dille benzerlik göstermemekteydi. Elimize ulaşan Etrüskçe metinler sayıca 13.000 civarındadır, ancak bu metinlerin büyük çoğunluğu sadece birkaç cümle içeren kısacık yazılardır.


Etrüsk dilinin az anlaşılmış olmasından dolayı, Etrüskler hakkındaki bilgilerimiz genelde onları aşağılayıcı tarzda yazılmış olan Yunan ve Roma kaynaklarından gelir. Etrüskler, antik kaynaklarda hovarda ve özellikle cinsel hayatta kural tanımayan insanlar olarak anlatılırlar. Bu kaynaklarda yazılanları doğru olarak kabul edecek olursak, bu halk antik çağda sakıncalı görülen birçok eylemi çekinmeden uygulayan bir topluluktu. Ancak bunu sadece olumsuz yönde ifade etmiyoruz. Bir örnek vermek gerekirse, Etrüsklerle çeşitli sebeplerle iletişimde bulunan o zamanın Yunanlıları Etrüsk kadın ve erkeklerini aynı masada yemek yerlerken gördüklerinde küçük çaplı bir şok yaşarlardı. O zamanki bir Yunanlı için kadın ve erkeklerin aynı masada yemek yemesi kabul edilemeyecek bir davranıştı. Bütün bu bakış açısı ve yorumlamalara rağmen, Etrüskler’e Romalılar’ın asıl akıl hocaları demek hiçbir şekilde yanlış bir yaklaşım olmaz. Roma uygarlığını oluşturan öğelerin çok büyük bölümü Etrüsk kökenlidir. Ancak Romalılar baş düşmanları olarak gördükleri Etrüskler’i Apenin yarımadasından kalıcı olarak silmek için uzun uğraşlar vermişler ve sonunda başarılı da olmuşlardır. İlk Romalılar sonraki dönem Romalıları gibi bilge ve elitler topluluğuna mensup insanlar değillerdi. Etrüsklerin idaresi altında sosyal bakımdan alt seviyede yaşayan, Etrüsklerin şaşaalı hayat tarzını kıskanan ve buna içerleyen bir insan topluluğu olarak erken Romalılar, daha sonraki dönemlerde Etrüskler’i kalıcı olarak yok etmek adına torunlarına ilham olacaklardı.

Romalılar’ın akıl hocaları olarak Etrüskler, onları birçok yönden etkilemişler ve Roma uygarlığının inşâsında âdeta başat rol oynamışlardır. Etrüskler’in gelişinden önce küçücük bir yerleşim olan Roma şehri, onların müdahelesiyle büyük ve müreffeh bir şehre dönüşmüştür. Bugün Roma’nın ilk dönemlerindeki bir zaman diliminde bir grup Etrüsk kökenli hükümdarın Roma’yı yönettiğini biliyoruz. Bu hükümdarların en önemlilerinden biri olan Servius Tullius, MÖ 578 ve 535 yılları arasında hükümdarlık yapmış olup, döneminde Roma’ya nüfus sayımı uygulamasını getirmiş, Roma halkını servet düzeylerine göre sınıflara ayırmış ve her bir kesimin temsil edildiği bir parlamenter danışma meclisi kurmuştu. İmparator Claudius’a göre Servius Tullius asıl adı Mastarna olan bir Etrüsk’tü. Tullius ayrıca Roma halkının en alt ve imtiyazsız kesimi olan pleblere oy hakkı tanımış, onlara ayrıca araziler dağıtıp kendi kendilerine yetmelerini sağlamış, bu da Roma’daki fakirliği anlamlı oranda azaltmıştır. Bu vizyoner ve reformist hükümdar ayrıca Roma’yı Latince’de tribus olarak adlandırılan bölümlere ayırmış, bu durum vergi toplamayı kolaylaştırmış ve asker mobilizasyonunu önemli derecede hızlandırmıştır. Kendisinin ayrıca gerçek Roma parası olarak adlandırılabilecek altın ve gümüş sikkeleri ilk bastıran Romalı olduğu rivayet edilir. Onun yaptığı bütün reformlar Roma’nın yakın ve uzak geleceğini doğrudan etkilemiştir.

Etrüsk uygarlığının Roma’yı etkilediği başka alanlar da vardır. Roma mîmârîsi ve su mühendisliği en erken evrelerde Etrüskler’den öğrenilen ilkelerle oluşturulmuştur. Romalılar’ın yaptığı muhteşem su kemerlerinin teknik bilgi olarak öncüleri Etrüsklerdir. Roma’da su mühendisliğinin ilk örneği olarak kabul edilen kanalizasyon sistemi Cloaca Maxima, rivayete göre Etrüsk kökenli hükümdar Priscus tarafından inşâ ettirilmiştir. Ayrıca muhteşem güzellikteki meşhur Roma tapınakları da yine Etrüsk tapınaklarından esinlenilerek yapılmışlardır. En erken Roma tapınaklarından biri olan Jupiter Optimus Maximus, bir podyum üzerinde yer alması, geniş bir sundurmayla donatılmış olması gibi yönleriyle tamamen bir Etrüsk tapınağının özelliklerini göstermekteydi. Ayrıca Latin alfabesi de yine Etrüsk alfabesinden uyarlanarak oluşturulmuş, Romalılar yazma ve arşiv tutma alışkanlıklarını yine Etrüskler’den edinmişlerdir. Romalı soyluların giydiği cübbe tipinde bir kıyafet olan toga, benzer bir Etrüsk elbisesi olan tebenna’dan uyarlanmıştır. Yukarıda paylaştığımız Etrüsk müzisyenlerini gösteren duvar resminde müzisyenlerin üzerinde tebennayı görebiliyoruz. Roma’daki meşhur gladyatör ritüellerinin kökeni de Etrüskler’in düzenlemiş olduğu ölümcül oyun ve eğlencelerdir.


Bu son derece önemli antik dönem uygarlığının mirası, sonraki dönemlerde Romalılar tarafından tamamen asimile edilmiş olmalarına rağmen, bugün de kendini bazı kelimelerde göstermektedir. Günümüzde İngilizce’de kullanılan bazı yaygın kelimelerin Etrüskçe kökenli olduğu tahmin edilmektedir. Bu sözcüklerin büyük bölümünün köken olarak Etrüskçe olması aradaki geçiş dilinin Latince olması dolayısıyla tam olarak ispat edilemeyen bir durum olsa da kültürel miras göz önüne alınarak Etrüskçe kökenli olduklarının büyük bir ihtimal olduğu belirtilir.
Bu kelimelerden biri de İngilizce’de en yaygın olarak kullanılan kelimelerden biri olan person’dır. Kişi, insan anlamına gelen bu kelime eski Fransızca ve orta dönem İngilizcesindeki persone kelimesinden türemiştir. Persone sözcüğü ise Latince maske anlamına gelen persona kelimesinden alıntıdır. Ancak bu Latince kelimenin kökeninin de Etrüskçe yine maske anlamına gelen phersu olduğu tahmin edilmektedir.


Bu tahmin son derece mantıklıdır. Roma ve Etrüsk tiyatrosunda her bir farklı karakter için özel maskeler vardı. Her bir tiyatro oyuncusu temsil ettiği karaktere göre bir maske takmak zorundaydı. Dolayısıyla Etrüsk ve Roma tiyatrosundaki maske kavramı, yüze takılan bir aksesuardan daha çok belirli bir karakter veya kişiliği simgeleyen bir araçtı. Bu açıdan bakıldığında Etrüskçe’deki phersu kelimesinin bugünkü person sözcüğünün kökeni olma ihtimali yüksektir.
Bizim fikrimiz, belki bugün farketmiyor olsak da sandığımızdan daha fazla sayıda Etrüskçe kökenli sözcük kullanıyor olabileceğimiz yönündedir. Etrüskçe’nin az anlaşılmış olduğu ve Etrüskçe’nin Roma hâkimiyeti altında aşama aşama yok olmuş ve mirası yok edilmiş bir dil olduğu gerçeğini göz önüne alırsak, bu ihtimal kuvvet kazanmaktadır. Latince sanılan bazı daha fazla kelimenin kökeni Etrüskçe olabilir, fakat bunu anlayabilmek için de Etrüskçe’yi çok daha fazla anlayabilmemiz şarttır. Etrüskçe’nin dil olarak eşsizliği ve şu anda farklı bilgi verebilecek daha fazla buluntu keşfedemiyor olmamız, bu ihtimali büyük oranda zorlaştırmaktadır.
Bir Cevap Yazın